<< İhsan yolu FİHRİST

NEFÎ VE İSBÂT VE YAPILIŞ ŞEKLİ

ŞEYH-İ MECZÛB DER Kİ:

Sâlik, "LÂ" kelimesini kalbin karnından, latîf olan nefs-i nâtıkaya kadar "Yoktur" düşüncesiyle çeker.

"İLÂHE" kelimesini "LÂ" ile birleştirerek, nefs-i nâtıkanın içinde ruha indirir.

Ehfâ latifesinde, hiç bir ilâh olmadığını düşünür. Hemen de; istisnayı ifade eden "illâ" kelimesini, sırrın içinden alarak
ve ahfâdan geçirerek "ALLAH" zât ismini kalbe indirir. Allah'ın mevcudiyetini düşünerek isbât eder. Mânâsı düşünülerek, nefes tutularak bu şekilde 3, 4 yahut 10 defa zikir yapılır.

Zikrin kolaylaşması için sâlik, her zikirde mürşidinin ruhaniyetinden istimdat eder. Vusule delil olan gayb ve fenâ hâsıl oluncaya kadar sâlik zikre devam eder. Gayb ve fenâda sâlik, Allahu Teâlâ'dan gelecek varidata intizar eder. Fenâda "Muhammedün Resûllüllâh'ı" zikrederek, Hazreti Resûl'ün mübarek, temiz ve nezih kudsî ruhundan istimdat eder ki fenâfi'r Resûl olsun. Şeyhe ve Hazreti Resûl'e olan bu fenâ, fenây-ı mecazî olup henüz istiğrakın başlangıcıdır. Mecazı fenâda, manevi ruh ile zikir edilir. Târikat istilâhâtında buna TIFL-I MEÂNİ denir. Eğer Tıfl-ı meânı olmamışsa, lisân-ı hâl ile zikir etmeli. Lisân-ı hâl de odur ki; herşeyin Allahu Teâlâ'yı zikir ettiğini bilerek, âlem-i mânâda bu zikirleri duyduğunu ve gördüğünü hisseder.

Ruhun zikri ise bunların hepsinden üstün ve efdâldir. İleride beyân edileceği gibi bu, en üstün zikirdir. Sâlikin bu zikri ile, az bir istiğrak hâsıl olur. Bundan sonra sâlike murakabe caizdir. Murâkabeden sonra da sâlik, kudsî ruhlardan zikir çeşitlerini almaya kabiliyetli ise, o mukaddes ruhlardan sayısız, çok zikir çeşitlerini alır.

Murâkabeye ulaşan mürîd, hâlinin daha iptidasındadır. Onun için kemâli buluncaya kadar zikir ve murakabeye usanmadan devam etmelidir. Nefsinin bağlarından da tam kurtulunca kendisine irşâd için izin verilir. Sâlik ve mürîdleriyle sohbeti caizdir.

Bazen sâlik makamlara düşerek bu yüksek makamların onun olduğunu zanneder. Eğer zikir ve murakabeden tembellik ederse kalbine gaflet ve zulmet düşerek geriler. Onun için zikir ve murakabeye devamını Bekâbillah ve sahva (uyanıklığa) erişinceye kadar bırakmayacaktır. Bekâbillâh ve tam uyanıklığa erişince artık geri dönemez, belki gittikçe yükselecektir.