<< İhsan yolu FİHRİST

MÜRŞÎDİN VAZİFELERİ

ŞEYH-İ MECZÛB DER Kİ:
Mürşîdin de sayılamayacak kadar vazifeleri vardır. Önemli olan bazılarını yazalım.

Ey Salik! Allâhu Teâlâ (CC) Bizlere sâlih amel üzere tevfik versin. Hüsnü hâtime nâsip etsin, amîn.

1-) Mürşidin vazifelerinden: "Yâd-ı Dâşt", yani daimî huzur sahibi bir şeyh olmak hasebiyle, salikleri manevî tasarrufla terbiye etmektir. Mürîdin kalbinde nurlu ruhunun nefahâtı ve feyzi ile tasarrufta bulunarak kalbine cezbe düşürür. Hatta bu tasarrufu ile mürîdin kalbini ma'sivâdan keser.

2-) Yine, mürîdin kalbindeki bâtını kir ve pasları yiyecektir, (kibir, ucûb, riyâ, hased, vesaire gibi) Allah'ın razı olmadığı bu pis ahlakları temizler. Şeyhin bunları nasıl yediğini ancak onun ehli olanlar bilirler. (9) Kuyumcunun altını parlattığı gibi o tasarruf sahibi şeyh, nefesi ve feyzi ile mürîdin kalbini öyle siler ve parlatır. Yediği kötü ahlâk yerine ahlâk-ı hamideyi kor. (hilim, tevâzu, zül, kırıklık, hayâ, seha, kerem gibi) ile tebdil eder, nurlu ruhu ile mürîdin ruhunu da ta'lim ederek nurlandırır. (geçmişte "TIFL-I MEÂNİ" de izah ettiğimiz gibi) O ta'limde ne kadar zikir çeşitleri varsa, murâkebe ve kâmil vuslâtın bütün sebeplerini öğretir.

Hz. Abdülhâlik Gucdevânî'nin (Kds), Hz. Şâh-ı Nakşibend'i (Kds) ma'nevî ta'lîm ile esrâr-ı tarikatı ve seyrü sülûk âdâb ve usûlünü ta'lîm ettiği gibi.

Hz. Muhammed Mustafâ'nın ümmetinde, bu halleri âdabı ve esrârı, ervâh-ı mukaddesten, ahz eden mürîde "Üveysi" denir. Bunun için Hz. Şâh-ı Nakşıbend de üveysi'dir.

Hz. İsa (AS) ümmetinde bunlara "Berzahî" denir.

Bu tasarruf ancak Şeyh-i hakîkî olan sohbet şeyhine mahsustur. Çünkü o Cenab-ı Allah ile daimî huzuru kazanmıştır. Bir an bile Allah'tan gafil değildir. Hiç gafleti olmayan bu şeyhler ancak böyle tasarruf sahibi olurlar. Artık onların tasarrufu, Allah'ın tasarrufu olmuştur. Hz. Resûl de bunları işaret ederek buyurdu ki: "İza yurevne Zekerellahe" (Onlar görülünce kalb Allah 'ı zikreder.) Allahu Tealâ da (CC) Kur'ân-ı Kerîm'de "Vekûnû ma's-sâdıkîn" (Sâdıklar ile olun) (1) buyurdu. Sâdık da odur ki: Gönül ve ruh lisânında ALLAH dan hiç ayrılmaz. Bu sadakatten de maksat İHSÂN dır. İhsân da hadis-i şerîfte : " Elihsân en Ta'budellâhe keenneke terâhu Fein lem tekün terâhu Feinnehû yerâke" (Rabbini görüyormuşçasına ibâdet edeceksin) diye açıklanmıştır. Hadisteki ihsan bu hakikî şeyhin makamıdır.(1) Tevbe: 119

3-) Şeyhin mürîdi terbiye etmesidir. Şeyh mürîdini ruhî kalbinin nuru yahut siyâset ile terbiye eder.

----------------------------------------------------

(9) Seyyîdim ve sultanım Seyyîd Muhammed Kadrî, sohbetinde anlattılar: "Ben küçük yaşta iken bir gün Şeyhim, Şeyh-i Meczûb Şeyh Muhammed Seyfüddin buyurdu ki: "Oğlum, mürîdin günâhını yiyen şeyh şeyhtir." Bu sözün manası epeyce hatırımda kaldı.

Hz. Şeyh-i Meczûb'un vefatından sonra, büyük Şâhımız Hz. Şâh Ali'nin hilafet ve lütûflanyla mesûd olmuştum. Bir gece Hatme-i Şerîften sonra teveccühe kalktım. Zahirce sâlih bir hoca mürîdim vardı. Onun karşısına geldiğimde, gördüm ki büyük, çok güzel bir kuş olmuşum. Zülüflerim büyük kanatlarım; yakut gibi gagam olmuş, karşımda da Hz. Şah'ın kudsî ruhu hazırdır. Bana işaret ile hocanın kalbinin açılmasını emretti, bir gaga vurdum kalbi tamamen açıldı. Ne göreyim ki, kalbi aynen tavuk kursağı gibi tamamen pislik dolu! Kalbinin temizlenmesi için Şâhım emir veriyordu, ben de kalbini gagalayarak temizlemeye başlıyordum. Fakat gagama aldığım her parça karşımda yüz güneşten daha parlak o kudsî şâhın ruhu karşısında eriyerek bana hiç zarar vermiyordu. Kalbini tamamen temizledim ve güzel bir fikir kalbde cereyân etmeye başladı. İstedim ki iç zarını bile çıkartayım. Fakat Şâhım: " Bu kadar yeter" diye emir verdiler.

Hz. Şâh'a arzertim ki: "Bu salih bir hoca, bütün işi Kur'ân-ı Kerîm okumak ve ibâdettir. Bu kadar kalbine doluşan pislik nedendir?"

Şâhım buyurdu ki: "Kız çocuklarına Kur'ân-ı Kerîm dersi veriyor. Bu şehvet nazarlarının günâhlarıdır." Sonra Hz. Şeyh'in, buyurduğu söz hatırıma geldi. Müridin günâhlarını yiyen şeyh için ne kadar doğru ve güzel söylemişlerdir."

----------------------------------------------------

Siyâset nedir? "Emr-i bil Ma'ruf Nehy-i anil Münker" yani iyilikleri emir ederek kötülüklerden nehy eder. Şeyh, mürîd ile tenhâ bir yerde (hilvette) görüşür. Onun hâl ve zikrinden, râbıtasından sorar. Müridin söyledikleri tarikat ve şeriata uygun ise tasdik eder, vazifesinin devamını söyler. Şayet tarikat ve şeriata uygun sözler söylemiyorsa onu, bu sözlerden ve gidişten men eder. Nasihatle hak ve iyi şeyi söyler. Zikirleri lisâniyle ta'lîm eder. Bu siyâset hırka ve zikir şeyhinin usûlüdür. Onun için her iki şeyh her ne kadar bâtında ve kalbde kuvvet sahibi iseler de hakiki şeyhin tasarrufu onlarda yoktur.

4-) Mürîdin isti'dâtını ve hangi mâkama kadar yükselebileceğini bilecektir ki, kalbine, kâbiliyet ve isti'dâtına göre teveccüh etsin. Bu vazife de iki usûl ile bilinir.