<< İhsan yolu FİHRİST

ŞEYH-İ MECZÛB DER Kİ:
Bil ki: Zikir üç çeşittir. Lisân ile, kalb ile ve ruh ile zikirdir.

1 - Lisân ile zikri avam-ı nâs yapar. Bu, zikrin çokluğu hâlinde kalbe de sirayet eder. Kalbi karışıklık ve gafletten haberdâr eder.
2 - Kalb ile zikri haslara sâliklere mahsûstur. Çünkü sâlik bu zikir ile fena ve gaybe doğru terakkî ederek yol alır.
3- Ruh ile zikir ise hasların hasına, kâmil evliyaya mahsustur. Kalbî zikri geçtikten sonra hâsıl olur. Odur ki, zâkiri huzur, şuhûd ve istiğrâka terakkî ettirir. Mürîd. huzur ve şuhûda erdiğinde zikiri de keser. Çünkü, Allahu Teâlâ ile huzur hâsıl olmuştur. Bu, ihsan ve tefekkür makâmıdır. Bu makâm için ihsân hadis-i şerîfi rivayet edilmiştir. Hz. Resûl (AS) buyurdu ki: "O'nu görürcesine ibâdet edeceksin, sen O'nu görmüyorsan da O seni görüyor."

Ve yine buyurdu ki: "Bir saat tefekkür altmış yıl ibâdetten hayırlıdır."

ŞEYH-İ MECZÛB DER Kİ:
Çok hadis-i şerîflerde "Lâ ilâhe illâllah" zikrin efdâl olduğu halde bazı hâcegân kutubları, müptedî (henüz başlamış) olan mürîdlerine "Allah" zikrinin yapılmasını ta'lim ederler. Nitekim Fetavây-ı Hadisiyye kitabında:

1- Tirmîzî ve Nesâi'de zikredilen hadis-i şerîfle: "Zikrin efdâli Lâ ilâhe illâllah'dır"
2- Buhârî'deki hadiste de: "Halis kalb ile Lâ ilâhe illâllah diyen şefâatimle daha mesûddur" buyurmuştur.
3- Deylemî'nin de naklettiği hadis-i şerîfte: "Zikrin efdâli Lâ ilâhe illâllah'dır."
4- Hadis-i Ebû Y'âlâ ve İbnü Adî: "Lâ ilâhe illâllah şehâdetini çok ediniz ki sizinle onun arasına perde girmesin. Öleceklerinize bunu telkin ediniz."
5- Yine Buhârî ve Müslim'de rivayet edildi ki: "Allah'a (CC) teveccüh ederek La ilahe illallah diyenlere ateş haram kılındı."
6- Yine hadis-i Taberânî'de: "Günde 100 kere Lâ ilâhe illâllah diyen kulu, Allahu Teâlâ kıyamette yüzünü ayın ondördü gibi halk eder. O gün onun amelinden daha yüksek kimsede bir amel yoktur, illâ ondan fazla Lâ ilâhe illâllah söyleyenler müstesna."
7- Hadis-i Ahmed ve Hâkim'den: "Siz imânınızı Lâ ilâhe illâllah ile yenileştirin."
8- Hadis-i ibni Asâkir'den Hz. Resûl (AS) buyurdu: "Cibril bana dedi ki, Hak Teâlâ buyurdu: "Lâ ilâhe illâllah benim kalemdir. Buna dahil olan azabımdan emin olur."
9- İbnü Ebiddünya ve Beyhâkiden rivayet edildi ki: "Melekülmevt (Hz. Azrâil) bir adamın yanında hazır olup her organını açtı. İçinde hiç bir hayırlı amel görmedi, illâ her iki çenesini açınca dilinin damağında yapışık olarak Lâ ilâhe illâllah demişti. Onu gördü. Bu kelime için Allahu Teâlâ o kulunu affetti."
10- Hadis-i Ahmed ve Hâkim'den: "Son kelimesi Lâ ilâhe illâllah olan cennete dâhil olur."
11- Hadis-i İbni Mâce'den: "Lâ ilâhe illâllah'ı hiç bir amel geçemez ve hiç bir günâhı bırakmaz."
12- Hadis-i İbni Adî'den: "Cennetin hakkı yani karşılığı Lâ ilâhe illâllah'tır. Lâ ilâhe illâllah ile istiğfara devam ediniz. Şeytân: Ben insanları helake götürdüm. Lâ ilâhe illâllah ile istiğfara devam edenler de beni helâke götürdüler. Ben de onları nefisleri ile kandırdım, der."

Derim ki: Müştedî sâliklerin kalbi henüz hâvâtır ve ağyar ile dolu olduğu için (Lâ ilâhe illâllah) zikri onlar için nefyü isbât olamaz. Bunlar yok olduktan sonra bu zikri yapabilirler. Kalb ağyar ve mâsivâdan kurtulduktan sonra fena hâsıl olunca nefyü isbât yapabilecekler. Sâdâtlar bunun için öyle emir buyurmuşlardır ki; "Allah" ismi isbâtdadır. Müptediler
evvelâ "Allah" (CC) isminin zikrine, fenaya düşünceye kadar devam ile, Vâcibü'l-Vücut isbâtı hâsıl olur. Basiret aydınlanarak kalbin tefrika ve hâtıraları geçer. O zaman sâlike (Lâ ilâhe illâllah) zikri için emir verilir. O halde mürîd için her şey yok olup, Allah isbât edilir. Basiret nuru olmadan, hâvâtır ve vesvese bu hale gelmeyen mürîdin küfrüne sebep olabilmesi de mümkündür. Bundan anlaşılıyor ki evvelâ "Allah" zikri talimini emreden Nakşi Tarikatının başlangıcı, diğer tarikatların nihayetidir. Külli fenaya varıncaya kadar "Allah" zikri devamlı yapılır. Tam fena hasıl olunca, Vacibü'l-Vücûd'un isbâtı için öyle manevi yakınlık husûle gelir ki, salîk, ruhu ve kalbi ile Allahu Teâlâ'nın huzurunu hisseder.

Hülâsa bu konuda Kur'ân-ı Kerîm ve sünnete hakkıyla tâbi sâdâtlara itirazdan Allah bizi muhafaza etsin. Çünkü her şeyin delili ve sahibi vardır. Bu sâdâtların hepsi de mürîdlerin dertlerini bilip deva eden mütehasıs bâtınî hekimlerdir. Tarikata itiraz edenlere yazıklar olsun ki onlar şeytânın oyuncakları olmuştur.

Allah ve Resûl rızâsının, bütün sâdât ve evliya hakkında ihlasın bize, anne ve babamıza mahsub ve muhiblerimize ve bütün mü'minlere nasib ve müyesser olmasını Seyyidü'l Mürselin hürmetine Allah (CC) den dileriz.

ŞEYH-İ MECZÛB DER Kİ:
Sorulsa ki: Zikri Celâl (Allah) yahût Lâ ilâhe illâllah hangisi efdâldir?
Deriz ki: Geçmiş hadis-i şerîflerde önemle belirtilmiş olduğu veçhile Lâ ilâhe illâllah daha efdâldir. Fakat çok meşâyih ve ulemânın beyânına göre (İmam-ı Nevevî hariç) Allah ismi; İsmi A'zâm'dır.

Nevevî'ye göre İsm-i A'zâm (Hayyun, Kayyûm) dur. Kutbu'r-Rabbânî Şeyh Abdülkadîr Geylânî (Kds) de açıklamasında İsm-i A'zâm "ALLAH" ismidir.

Acâib özellikleri olan bu isme hilvette devam eden, yani "ALLAH" yahut "YÂ ALLAH" zikrine devam edeni büyük bir nur kaplar ve melekût âleminin acaibliklerini seyreder. Allah'ın izni ile, ne dese olur. Kalbte hiç bir şey olmadan "ALLAH" diyen için her şey hâsıl olur.

ŞEYH-İ MECZÛB DER Kİ:

Fâide: Zikrin safâ vermesi ve kalbi temizleyerek tesiri için, mezûn bir şeyhten izin alınması lâzımdır, izin alınmadan yapılan zikrin kalbe tesiri olmayacağı gibi kalp hastalıklarını da gidermez. Ve Allah'a kavuşma usûlü peyda edilmez. Ancak ona zikrin sevabı vardır. Onun için Hz. Resûl'e kadar giden bu kavimden izin alınması lâzımdır.

----------------------------------------------------------------------

d)

Nure der şusel can bedra cihan bin te dive
Le dere hanel Hak zikre HUVALLAH tu biki suphu mesi
Zikre HAK derdile dilde ta neki Kadrî vete
Kristâl bedende cihânı aydınlatan bedir nurunu canda bulmak istersen,
Hâne-i hakta (gönülde) HUVALLAH zikrini gece gündüz yap
Ey Kadrî! Hakk'ın zikrini o şekilde yapmazsan, canının lezzetine ve Sevgiliye kavuşamazsın.(1)

(1) Gönül Kuşu kasidesinden